Diyet, zayıflama, zayıflama hapı

Zayıflama, zayıflama hapı, diyet ve diyet hapları tıkla ve sipariş ver hemen.

Avokado Form – Taklidi ve Orjinali -

Yazan: diyetler Kasım 5, 2008

Selam,  piyasada bulunan gerçekten işe yarar olan zayıflama hapı “avokado form” un taklidi çıkımış. size bunu bildirmek istiyorum. Peki gerçek avokado form’u ve taklidini nasıl anlayacağım ?? merak etmeyin.. Alttaki resime bakarak çok kolay anlayabilirsiniz..

Aşağıdaki resimdeki orjinaldir..

Bu yukarda gördüğünüz resimdeki avokado form orjinaldir..

Bu aşağıdaki resimdeki, avokado form ise taklittir..

Şu an bu yukarda gördüğünüz avokado taklittir..

Sağlığınız için “orjinal” avokado form alın.. Taklit avokado formlara kanmayın!!

Yazı kategorisi: diyet | Etiketler: , , , , , , | Leave a Comment »

Diyet Kitapları ve Fiyatları

Yazan: diyetler Kasım 7, 2008

Kadınlar her yıl zayıflama telaşına kapılır. Deniz kıyısında, tiril tiril elbiselerin içinde ince görünmek isteyenler soluğu ya spor salonlarında alır ya da yeni bir diyete başlar. Tam da bu yüzden her gün yeni bir diyet kitabı piyasaya çıkıyor.

Yurtdışında da zayıflama ve sağlıklı görünme trendi tam gaz devam ediyor. Azımsanmayacak miktarda paralar bu amaç uğruna harcanıyor. Yabancı diyet kitaplarından bazılarını test eden dergiler bu ‘araştırmanın’ sonuçlarını yayımlıyor. İşte bu kitaplarla ilgili detaylar ve ‘denekler’den elde edilen sonuçlar.

Sağlığınızın şerefine (The Martha’s Vineyard Diet Detox – Martha’s Vineyard Diyet Detoksu)

- Önerilen ne? Söz konusu diyetin uygulanması sonucunda modern yaşam tarzıyla birlikte gelen, sigaradan kaynaklanan, deodorantların bıraktığı veya ojeler ile tatlandırıcıların yarattığı tüm lekeler ve etkileri yok ediliyor.

- Kimler için? Hayatını düzene sokmak isteyen tüm parti düşkünleri ve sosyal yaşam meraklıları bu diyeti uyguluyor. Dış görünüşüne önem veren politikacılar ve yüksek mevkilerdeki bürokratlar ile büyük şirketlerin CEO’ları, hatta Forbes’un 500′lük en stresli CEO’lar listesindekiler bile bu diyetten faydalanmış.

- Kuralları: Kesinlikle katı yiyecek yok. Çünkü yiyecekleri çiğnemek sindirim sistemini etkiliyor ve vücudun iyileşmesinde engel teşkil ediyor. Dr. Roni DeLuz’un bulduğu bu diyet, saat başı otlu çaylardan yapılma kokteyller, antioksidan -özellikle kırmızı meyve suları- aloe vera suyu ve enzimce zengin sebze pürelerinden oluşuyor. Sindirimi hızlandıran maddeler ise ev yapımı çorbalar ve fazla oranda su.

- Kusurları: Oldukça pahalı ve zahmetli. Bu kitapta yazılanları evde uygulamaya kalkacaksanız, bir meyve sıkacağı şart. Bu arada detoks programlarının da yan etkileri var. Baş ağrısı, bulantı, kâbus. (Bu diyet programını uygulayan deneğin rüyaları cinayet üzerine kuruluydu.)

- Sonuçları: Bu programı uygulayan denek, kitabın önerdiği 21 günden ziyade, zaman mefhumundan yana dertli olduğundan ötürü, yedi günlük detoksta karar kıldı: “Programı takip edebilmek için tam zamanlı olarak çorba ve sebze-meyve suyu sıkma işlemlerine vakit ayırmanız gerekiyor. Bu işlemler askeri bir disiplin gerektiriyor. Yine de altı kilo verdim. Enerjim yerine geldi ve insanlar gözlerimin canlılığının geri geldiğini, saçlarımın parladığını ve tenimin berraklaştığını söylüyor.”

- Favori önerisi: En ideal olanı, detoks programına sadık kalmak. Bu konuyla ilgili mydietdetox.com isimli bir site bile var. Yüksek teknolojili selülit tedavi yöntemlerinden parazit temizliğine, bir ada feneri kıyısı keyfine, kamp ateşi kenarı meditasyonlarına uzanan bu çeşitlilikle, tüm ruhani yükünüzü sahilde bırakmanız işten değil.

Yumuşak dokunuş (The Cellulite Solution – Selülite Çözüm)

- Önerilen ne? Selülitinizin olmaması için doğru beslenmeniz, kafein bazlı bir serumu sorunlu bölgeye uygulamanız, egzersiz yapmanız, beden fırçalarını sık sık kullanmanız ve organik katkı maddelerinden kokteyller ile destek almanız öneriliyor.

- Kimler için? Kate Moss’un bile ‘portakal kabuğu’ görünümü olduğunu düşünürsek, her kadın için.

- Kurallar: Yiyebildiğiniz kadar antioksidan ve ‘mucize’ gıdalardan beslenmelisiniz. Bu aslında çok da sıkı bir diyet değil. Yumurta, soya, tahıllar, balık, sade yoğurt, fasulye ve tavuk, yiyebilecekleriniz arasında. Bunun dışında kırmızı et ve şekere kesinlikle yer yok.

- Öneriler: Selülitten kurtulmak için, her gün evinizde özel bir karışım yapıp uygulamalısınız. Yıllarca yeryüzündeki hemen her kadında olan selülitleri tedavi etmek için çalışmalar yapmış Dr. Howard Murad, kitabında bu özel suların tariflerini veriyor.

- Sonuçlar: Test edildiğinde görüldü ki; aslında inceltmeye ve zayıflatmaya yönelik olmayan bu diyet, iki haftada iki kilo verdirmeyi de başarıyor. Hem selülitlerinizden, hem de kilolarınızdan kurtuluyorsunuz.

- Favori önerisi: Somon balığı, yumurta ve vücudun su oranını dengeleyici sebze ve meyveler, cildi gözle görünür derecede güzelleştiriyor.

Tam benim tipim (The GenoType Diet)

- Önerilen ne? Genlerimiz, biz henüz dünyaya gelmemişken bile bedenimiz üzerinde büyük bir etki yaratıyor. Genetik yapımızı tanımamızı ve genlerimizi kontrol etmemizi sağlayan bu diyet yağ stoklayan genleri kontrol altına almayı, kilo verebilmeyi ve hastalık riskini azaltmayı vaat ediyor.

- Kimler için? Bugüne kadar o reçete senin, bu reçete benim tüm diyetler arasında gezinen, kıdemli zayıflama adayları için birebir.

- Kurallar: Kitabın yazarı Dr. Peter D’Adamo’nun kurallarını takip etmek şart. Kendisi, göz ardı ettiklerinizin değil, yediklerinizin ilerlemenizi sağladığını anlatıyor. Sinirliyken ve stres altındayken yemek yememeyi öneren D’Adamo’ya göre akşam 19.00′dan sonra ağır, büyük bir öğün yenmesi de, ardından aşırı egzersiz yapılması da sakıncalı. “Sabah kalkar kalkmaz, yatağınızdan çıkın. Protein ve nişastaları ayırın ve yatağa asla stresli girmeyin,” diyor doktor.

- Öneriler: Genetik tipinizi bulmanız, ipucu oyununu andırıyor. Balık etli misiniz? Atletik yapıda mısınız? Yoksa bir armuta mı benziyor hatlarınız? D’Adamo, geliştirdiği bir geometrik sistem sayesinde kalçalarınızın göğsünüze göre daha kalın olup olmadığını, 1500 pound tutarındaki bir testle bulabileceğini vaat ediyor.

- Sonuçlar: Bu diyetin bir ay içinde üç kilo vermeyi garantilediği görülüyor. Uygulaması kolay bir planı olan bu diyet türü, içinde yüzlerce farklı tarifi barındırdığı için, diyeti uygulayan kişi asla sıkılmıyor.

- Favori önerisi: D’Adamo’nun uzun vadeli bir yol haritası olduğunu söylediği bu diyet için sabırlı olunmalı ve çok sık tartılınmamalı! Stella Mc Cartney de hamileyken diyet yapmış.

Bu da doğurganlık diyeti

The Fertility Diet (Doğurganlık Diyeti) kitabı, Harvard Tıp Okulu hocalarından Dr. Jorge Chavarro’nun imzasını taşıyor. Doktora göre, yağ oranı yüksek, şekerli gıdalarla örülü Batılı diyet türleri, hamileliğin seyrini de yavaşlatıyor. Doktor, kan ve şeker oranını dengeleyici, yumurta oluşum dönemlerini koruyucu yiyecekleri bu diyet için ön plana çıkarmış. Pastörize edilmemiş süt, bu diyet için kötüyken, hamilelere bol bol dondurma yemeleri öneriliyor. Teoriye göre çiftlik ürünleri, yani süt, yumurta ve peynir, kadınlık ve erkeklik hormonlarıyla yüklü. Bu anlamda yağ oranı düşük ürünleri fazla tercih etmek de bu tür dengeleri sarsabiliyor.

Yüzünüz konuşsun

Farklı türde bir başka diyet kitabı olan The Facial Analysis Diet (Yüz Analizi Diyeti) ise, Elizabeth Gibaud’nun imzasını taşıyor. Gibaud’ya göre eğer gözler ruhun aynası ise, o aynaya baktığınızda, sizin için neyin daha sağlıklı olabileceğini yüzünüzden anlamak gayet basit. İki haftalık diyet, sindirim sisteminin yeniden ele alınmasına dayalı olarak tasarlanmış. Bu diyet özellikle ‘patates’ kıvamındaki ve yeni doğum yapmış kadınlara ideal bir seçenek olarak sunuluyor. Bu diyeti uygulayan ünlülerden biri de, Kate Winslet. Bu diyette bol bol su tüketimi, şifalı bitkiler ve sebzelerin rolü de çok büyük.

Bikini Diyeti

Charles ve Maureen Clark imzalı Bikini Diyeti, (fiyatı 13 YTL) Pegasus Yayınları etiketiyle basılmış bir başvuru kitabı. Kitapta bedeninizi 28 günde deniz kenarına uygun hale getirmek üzere kaleme alınmış bir diyet programı tüm detaylarıyla işlenmiş. Kitabın yazarı halen Edinburgh Üniversitesi’nde eğitim veriyor. Kitapta ilginç yemek tarifleri de mevcut.

GI Diyeti

Dr. Metin Özata tarafından yazılan, Erko Yayıncılık etiketli kitap (fiyatı 13 YTL), kan şekerini yükseltmeyen gıdaları yeme esasına dayanan ve bilimsel çalışmalara faydalı olduğu kanıtlanmış bir çalışma. 192 sayfalık kitapta, ömür boyu devam ettirilebildiği ölçüde faydalı olacağı söylenen bu diyete ilişkin birçok tavsiye yer almış.

Ve diğer diyet kitapları

* Akdeniz Diyeti, Yazan: Muzaffer Kuşhan, Fiyatı 20 YTL

* Beyin Diyeti, Yazan: Alan C. Logan, Fiyatı: 18 YTL

* Miami Diyeti, Yazan: Dr. Arthur Agatston, Fiyatı: 15 YTL

* Omega Diyeti, Yazanlar: Artemis P. Simopoulos ve Jo Robinson, Fiyatı: 20 YTL

* Sentez Diyeti, Yazan: Taylan Kümeli, Fiyatı: 20 YTL

* Şifalı Besinler ve Mukussuz Şifa Diyeti, Yazan: Arnold Ehret, Fiyatı 10 YTL

* Real Age Diyeti, Yazan: Michael F. Roizen, Fiyatı: 25 YTL

* Uzun Yaşama Diyeti, Yazan: Sally Beare, Fiyatı: 15 YTL
07.07.2008

Yazı kategorisi: diyet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Diyet uzmanları uyarıyor

Yazan: diyetler Kasım 7, 2008

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Bayanlar Spor Merkezi Diyetisyeni Rabia Akpınar, sağlıklı bir beslenme ve diyet yapabilmek için bütün besin ürünlerinin vücuda dengeli ve düzenli bir şekilde alınması gerektiğini söyledi. Açıklamalarda bulunan Rabia Akpınar, merkeze gelenlere spor yapmanın yanında nasıl beslenmeleri gerektiği ve hangi besinlerin kilo yapıp yapmadığı konusunda bilgiler verdiklerini söyledi. Merkeze şuana kadar spor ve diyet için yaklaşık 500 kişinin başvurduğunu belirten Akpınar, ”Şu anda 200 kişi ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bize gelenler, özellikle bölgesel problemler nedeni ile başvurmaktadırlar. Genelde göbek ve basen bölgelerindeki fazlalıklardan kurtulmak için diyet yapmaktadırlar. Diyet yapan kişi kendine uygun olan diyeti seçmelidir. Gelenleri biz burada diyete alırken, bazı biyokimyasal ve sosyal testlerden geçirerek programa alıyoruz. Diyet yapan kişiler rekor kırarcasına hızlı bir şekilde yemek yememeli, öğün atlamamalıdır. Yazın, su tüketimi ve yağlı yemeklerden kaçınıldığı için olumludur. Kışın depoladığımız yağları yazın yakarız. Yazın insanlar şok diyet uygulayarak tek besin tipini vücuda alıyorlar. Tek besin öğesi vücudun ihtiyacı olanı alır gerisini depo eder. Böylece insan diyet yapıp zayıflamış olmaz. Diğer besin öğelerine aç kalırken böylelikle şuursuzca yeme olayı gerçekleşir” dedi.

Şok diyetlerin aynı zamanda baş ağrısı, mide bulantısı, mide spazmı gibi hastalıklara da neden olabileceğine işaret eden Akpınar, diyet yapan kişilerin öğün atlamamaları gerektiğine vurgu yaptı. Akpınar, ”Ne kadar az yersek, o kadar çok zayıflarız inancını kafamızdan çıkarmalıyız. Çünkü ne kadar az yersek vücut o kadar çok tasarrufa girecektir. Her yenilen, bu seferde depolanacaktır. Diyet yapmak sadece sebze meyve tüketilerek light yiyecek ve içecekler tüketmek değildir. Sağlıklı bir beslenme ve diyet yapabilmek için bütün besin ürünlerinden dengeli ve düzenli bir şekilde vücuda alınması gerekir. Yaz mevsimi, diyet yapmak için en uygun zamandır. Yaz mevsiminde sıcaklar dolayısı ile yağlı yiyeceklerden uzak duruluyor” dedi.

Akpınar, her gıdadan dengeli şekilde alınmasını ve mutlaka bol su tüketilmesini önerdi.
09.07.2008

Kaynak : İHA

Yazı kategorisi: diyet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Sex zayıflatıyor

Yazan: diyetler Kasım 7, 2008

Fazla kilolar her zaman kadınların olduğu kadar erkeklerin de ortak problemi olmuştur. Her gün başlanılıp iki gün sonra bozulan diyetler ve spor salonlarında bitmek bilmeyen egzersizler… Ve verilse bile yeniden alınan kilolar. Oysa düzenli bir cinsel yaşantınız olduğunda fazla kilolara elveda diyebilirsiniz. Normal bir yaşantısı olan erkeğin günlük 2000-2500 kaloriye, kadının ise yaklaşık olarak günde 1500-2000 kaloriye ihtiyacı var. 45 dakikalık bir cinsel aktivitede ortalama 250 kalori harcandığı düşünülecek olursa, günlük alınması gereken 2000 Kcal ile karşılaştırıldığında ortaya ciddi bir rakam çıkıyor. En ağır sporlar kadar enerji harcanmasını sağlayan cinsellik, düzenli yaşandığında başarılı bir kalori harcama yolu olarak kendisini gösteriyor. Cinsel aktivite sırasında vücuttaki bütün kaslar çalışıyor ve beynimizde yüksek miktarlarda glikoz tüketiliyor (beyin glikoz kullanarak enerjisini sağlar).

Ne kadar enerji harcıyoruz?

* Hafif bir yürüyüşte dakikada 3 Kcal.

* Fazla tempolu olmayan bir koşuda 5 Kcal.

* Daha aktif sporlarda dakikada 9-10 Kcal.

* Cinsel aktiviteler sırasında dakikada 6.4 Kcal.

Yazı kategorisi: diyet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Egzersiz Erken Doğumu Önlüyor

Yazan: diyetler Kasım 7, 2008

Gebelik süresince yapılan düzenli egzersizler, erken doğum ve sezaryenle doğum riskini azaltıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. H. Alper Tanrıverdi, egzersizlerin özellikle normal doğum yapmayı düşünenlerde doğum sürecini kolaylaştırdığını dile getirdi.

Sağlık yaşamının önemli bir parçası olan egzersizlerin, gebelik döneminde ayrı bir önem kazandığını söyleyen Acıbadem Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. H. Alper Tanrıverdi, gebelik süresince yapılan egzersizlerin doğumdan sonra tekrar normal kiloya dönülmesinde kolaylık sağladığını belirtti. Egzersiz yapan anne adaylarında gebeliğe bağlı şikayetlerin daha az görüldüğünü ifade eden Tanrıverdi, düzenli yapılan egzersizin annenin doğum sonrası toparlanma ve kendine gelme sürecini hızlandırdığını vurguladı. Düzenli egzersizlerin erken doğum ve sezaryenle doğum riskini azalttığını da dile getiren Tanrıverdi, “Gebeliği boyunca fiziksel olarak aktif olan kadınların doğum süreçleri daha kısa sürüyor. Egzersiz, özellikle normal doğum yapmayı düşünenlerde doğum sürecini kolaylaştırır. Gebenin doğum sürecinde rahat ve derin soluk almasını, kalça, karın ve bacaklarını sarmış kas gruplarını yönetebilmesini sağlar. Gerginlik belirtilerini en aza indirir. Ayrıca nefes alma ve özel gevşeme
tekniklerini öğrenmek, gebenin doğru nefes almasına ve doğum sırasında ağrıyı kontrol edebilmesine de yardımcı olur” dedi.

Egzersizin bebek sağlığı için de yararlı olduğunu kaydeden Doç. Dr. Tanrıverdi, egzersizin plasentanın gelişmesini kolaylaştırdığını vurguladı. Plasentanın gelişmesinin de bebeğin daha rahat oksijen ve besin almasına yardımcı olacağını hatırlatan Tanrıverdi, “Egzersiz bebeğin gelişimini de arttırır, doğan çocuk daha büyük ve daha sağlıklı olur. Haftada en az 5 gün ve en az 30 dakika egzersiz yapılmalı.

Egzersiz programı sırasında gebenin izin verilen kalp atım limitlerinde kalmasına dikkat edilmeli. Kalp atım limiti, en yüksek kalp atım hızının yüzde 60′ı ve yüzde 80′i arasında olmalı. Gebenin egzersize cevabına göre egzersiz yoğunluğu değiştirilmeli. Gebeler için en ideal egzersiz yürüyüş ve yüzmedir. Gebeliğin ilk üç aylarından itibaren yatar pozisyondaki direnç arttırıcı ve ağırlıkla yapılan egzersizlerden kaçınılmalı, aerobik hareketlerine önem verilmelidir.

Ayrıca karın bölgesine olası travmalardan kaçınmak için düşme olasılığı yüksek olan kayak, paten, sörf, dağ bisikletine veya ata binmek, dağcılık gibi sporlardan; basınç değişikliğinden etkilenme olasılığı yüksek olduğu için ise derin su dalışlarından ve rakımı yüksek yerlerdeki spor aktivitelerinden uzak durulmalıdır. Gebeliğin son üç ayında ise dengeyi sağlamak problem olabileceğinden step aerobik gibi egzersizler tercih edilmemelidir. Ayrıca egzersiz sırasında harcanan kalorileri karşılayacak iyi düzenlenmiş bir beslenme programı takip edilmelidir” diye konuştu.

Gebelikte uygulanabilecek egzersiz türlerinin ve günlük uygulama miktarının her anne adayı için farklı olduğunu söyleyen Dr. Tanrıverdi, egzersizden kaçınması gerekenleri şöyle sıraladı:

“Gebeliğe bağlı olarak kan basıncı normalin üzerinde seyreden anne adayları, gebeliğinin son üç-dört haftasında olanlar, önceki ya da şimdiki gebeliğinde erken doğum eylemi tanısı konulanlar, doğum vaktinden önce suyu gelmiş olan gebeler, rahim ağzı yetmezliği olan ve bu sebeple rahim ağzına dikiş uygulanmış gebeler, çoğul ve fetüste gelişme geriliği tespit edilen gebeler egzersiz yapmamalı, mümkün olduğunca egzersizden kaçınmalıdır.”

Yazı kategorisi: diyet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Şişmanlık Cep Yakıyor

Yazan: diyetler Kasım 7, 2008

Şişmanlık, sağlık sorunlarına ve kötü görünüme yol açmasının yanı sıra masrafa sebep oluyor. Araştırmalar, şişmanların sağlık harcamasının daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.Çağın meselesi haline gelen obezite, kadın, erkek, yaşlı, çocuk tüm toplumu etkiliyor. Hareketsiz hayat ve sağlıksız beslenme obeziteyi tetikliyor. Kişilerde sağlık sorunlarına da yol açan obezite, sağlık harcamalarının artması sebebiyle ekonomiye zarar veriyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, obezitenin ülke ekonomisini etkilediğini belirterek “Şişmanlığın giderek arttığı günümüzde, şişmanlığın sağlık üzerine olan etkilerinin yanı sıra şişmanlığın ülke ekonomisinde yol açtığı etkiler üzerinde durulmaktadır. Şişmanlara biçilen hayat, ideal kilodakilere kıyasla daha düşük olsa da yapılan çalışmalar şişmanların sağlık harcamalarının ideal kilodaki fertlere göre daha fazla olduğunu ortaya koymuştur” dedi.

Amerika’da yeni tamamlanmış bir çalışmadan bahseden Çağatay Demir, “Şişmanlık, Türkiye’de 1. ölüm nedeni olan kalp damar hastalıkları ve 2. ölüm sebebi olan kanser kanser hastalığına yol açıyor. Bunların yanında diyabet, eklem hastalıkları ve karaciğer yağlanması gibi daha birçok hastalığın ortaya çıkma riskini artırmaktadır. Amerika’da henüz birkaç gün önce tamamlanmış bir çalışmaya göre, obezler ideal kilodakilere göre ömürleri boyunca sağlık için 15 bin ile 29 bin dolar arasında daha fazla harcama yapıyor. Yine aynı çalışmaya göre, kilolu bireylerin kilolarını vermek için harcayacakları para, kilolarına bağlı oluşabilecek harcamalarından kat ve kat daha az” diye konuştu.

Şişmanlığı saptamak için tartının yeterli olmayacağına değinen Çağatay Demir, şişmanlığın elma tipi ve armut tipi olmak üzere iki kategoride değerlendirildiğini ifade etti. Elma tipinin göbek kısmında, armut tipinin ise kalça ve basen kısmında oluştuğunu aktaran Demir, sözlerine şöyle devam etti: “Şişmanlığı tespit etmenin birçok yolu var. Ancak burada kaç kilo olduğunuz kadar bu kilonun nerede toplandığı daha da önemli. Bu nedenle bir mezura ile şişman bölgenizi ölçmeniz daha iyi olacaktır. Elma tipi dediğimiz göbek bölgesindeki yağ birikimi kalp damar hastalıkları, kanser, diyabet, eklem hastalıkları gibi birçok hastalığın ortaya çıkma riskini artırır. Bu nedenle bel çevresi ideal değerlerin üzerinde olan bireyler, ideal bel çevresine sahip olan bireylere göre hastalıklara daha yatkın olacağından daha riskli. En alt kaburga kemiğiniz ile leğen kemiğiniz arasındaki orta noktayı bulun ve mezurayı fazla germeden göbeğinizi serbest bırakarak ölçün.” İdeal bel çevresinin erkeklerde 94, kadınlarda 80 santimetre altı olduğunu anlatan Demir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Üstünde bir ölçü kilolu iken kadınlarda 88, erkeklerde 102 santim üstü şişmanlığı gösterir. Bu ölçüleri kaçırmamak için sağlıklı beslenin ve spor yapın. Türkiye’de 30 yaşını aşkın 5 kadından 3′ü, erkeklerin yarısı bu değerlerin üzerinde. Bel çevresinin yüksek olması ile diyabet riski kadınlarda 3 kat, erkeklerde ise 1 buçuk kat artmaktadır. 11 santim artması ise kalp hastalığı riskini yüzde 37 oranında artırıyor. Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite ile kanser riskinizi yüzde 30-35 oranında azaltmak sizin elinizde.”

Demir, kadınların büyük derdi olan göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmak için şu tavsiyelerde bulundu: “Diyet yapmadan mutlaka göbek bölgenizdeki yağlanmadan kurtulun. Güne tam tahıllı bir ekmek, yağsız peynir ve söğüş, sebze ile başlayın. Ana ve ara öğünlerin hiçbirini atlamadan günde 6 öğünde beslenin. Ara öğünlerinizde glisemik indeksi yüksek olan muz, incir, üzüm, kavun, karpuz yerine elma, şeftali, armut, kayısı gibi meyveleri tercih edin. Bu meyveleri de kepekli bisküvi veya yağsız yoğurt, süt ile birlikte tüketin. Beyaz ekmek, pirinç, makarna ve beyaz undan yapılmış her besinden uzak durun. Tahıl tercihinizi mutlaka bulgur pilavı, mercimek, kuru fasulye, nohut, kepekli ekmek, kepekli makarnadan yana kullanın.”

Şeker ve şekerli besinlerin göbek bölgesindeki yağlanmayı artıracağını anlatan Demir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu nedenle uzak durun. Mesela bugünden itibaren çayınıza, kahvenize şeker atmaktan vazgeçin. Tatlı ihtiyacınızı meyvelerle gidermeye çalışın. Yağ tüketiminizi azaltın, tükettiğiniz yağ ağırlıklı olarak sıvı yağ olsun. Günde 1-2 tatlı kaşığını geçmemek kaydıyla trans yağ içermeyen bitkisel katı yağ kullanılabilir. Haftada üç gün 30-45 dakika arasında tempolu yürüyüş yapın”.

Yazı kategorisi: diyet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Diyeti Bozdum Ne Yapacağım

Yazan: diyetler Kasım 7, 2008

Diyeti bozanların çoğu, o diyete bitmiş gözüyle bakar. Oysa her şeyin başladığı nokta orası. Asıl beceri devam etmekte.Diyet yaparken, verdiğiniz her kilo size nasıl motivasyon sağlıyorsa, diyet listeniz dışındaki bir şeylerden atıştırıp diyeti bozmanız da o kadar cesaretinizi kırar. Diyet yapan hemen herkesin yaşadığı bir durumdur bu. Sonucu ise vicdan azabı, suçluluk duygusu ve kendiniz ile iradesizliğinize karşı hissettiğiniz öfkedir. Ve ardından şu düşünce beyninize çöreklenmeye başlar: “Ne yararı var ki?”

Tüm bunlar tanıdık geldi mi?
Diyeti bozmaktan kaynaklanan, kendinize yönelttiğiniz eleştirel duyguları daha da genişletip anlatmak mümkün, ama sanırım neden bahsettiğimi hepimiz biliyoruz. Sorunun anahtarı ise gene sizde, düşünme biçiminizi değiştirebilmenizde.

Diyet yapmaya bir oyun gibi bakabiliriz. Bazıları oyunu kazanç ve yenilgileriyle kabul ederken, bazıları için kaybetmek dayanılmazdır. Kaybedince de surat asıp bir kenara çekilip oyunu bırakırlar. Oysa kilo verme oyununda durum biraz daha farklıdır. Bir diyet programı uygularken, diyet listenizin dışına çıkıp, yememeniz gereken şeyleri yemek, mutlak bir son değildir ve kaybetmeyi getirmez. Ama tabii eğer hatanızı fark ettiğiniz yerde durmayı bilirseniz.

İşte size bir örnek: 3 haftadır diyet uyguluyorsunuz ve fevkalade bir başarı göstererek diyet listenizi harfiyen uyguladınız. Kendinizle gurur duyuyorsunuz ve harika hissediyorsunuz. Daha sonra arkadaşınızın doğum günü partisine gidiyorsunuz ve bir bardak şarap içiyorsunuz. Daha ne olduğunun farkına bile varamadan, yanınıza birisi gelip kanape tabağını burnunuzun dibine sokuyor ve o lezzetli şeylerden mutlaka denemeniz gerektiğini 100 kere tekrar ettikten sonra, kanapeleri ağzınıza tıkmaya başlıyor. Böylece daha ‘Mutlu yıllar sana’ diye şarkıyı söylemeye başlayamadan, kendinizi 4000 kaloriyi mideye indirmiş bir halde buluyorsunuz. 3 haftadır göz ucuyla bile bakmadığınız tatlılar, tuzlular ve pastalar sindirim sisteminizde eğlenceli ve mutlu bir yolculuğa çoktan çıkmış bulunuyorlar.

Bu esnada çoğumuz bu durumun nerede sonlanacağını düşünür. Aslında bu, tam da her şeyin başladığı noktadır. Öncelikle elde tutulur gerçekleri bir gözden geçirelim: Diyetiniz gerçekten de çok büyük bir yara mı aldı? Pek sayılmaz. Belki yarım ya da bir kilo aldınız. Ama bu, şimdiye kadarki başarınızın yanında fazla bir şey sayılmaz. Kaldı ki, yarım ya da bir kilo vermek sizin için problem değil. Daha kendiniz fark bile edemeden verirsiniz o yarım kiloyu.

Eee o zaman sorun ne?
Sorun ne yaptığımız değil, ona yüklediğimiz anlam. Onca çaba harcadıktan sonra, böyle bir kaçamak yaptığımız için kendimize o kadar kızıyoruz ki, kafamızın içinde düşünceler yıldırım hızıyla akıp gitmeye başlıyor. “İradesiz!” diyoruz kendimize. “Asla başaramayacaksın, hep ama hep şişko kalacaksın.” Bunları düşündükçe daha da negatif oluyoruz, daha da aşağılıyoruz kendimizi. Buna çözüm olarak da diyete son vermeyi buluyoruz.

Oysa kaldığımız yerden devam edebilsek. Yapmamanız gereken bir şey yaptınız. Olsun. Tüm hayatınızı çöpe atıyor musunuz? Atmadığınıza göre, diyetinizi niçin bırakasınız ki? Unutmayın, oyunu kazanmanın yolu devam etmekten geçer, bırakırsanız tüm kazanma şansınızı boşa harcamış olursunuz.

Yazı kategorisi: diyet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Sadece kilolardan değil, selülitten de kurtulun!

Yazan: diyetler Kasım 6, 2008

Sadece kilolardan değil, selülitten de kurtulun!

Kalça ve bacak üstü yağlarını eritmek oldukça zordur. Bunun için özel bir çaba ve sabır gerekir.

Ne kadar diyet yapsanız da bacaklarınızın incelmesini sağlayamazsınız, ya da selülitlerinizden bir türlü kurtulamazsınız.

Fakat bu diyeti uygularsanız, diğer diyetlerle arasındaki farkı görebilirsiniz…

Yazı kategorisi: diyet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Selülit tipinize göre diyet

Yazan: diyetler Kasım 6, 2008

İşte tedavi

1. Tipin tedavisi: Diyetle geçecek tek selülit tipi bu… Diyet ile vücudunuzda ensülin salgılanmasının düzenlenmesi gerekiyor.

Kahvaltı: Yağsız çökelek, 1 yumurta, katı peynir, tavuk eti, kepekli ekmek.
Sabah 10 ve akşam 5: Aç olmasanız da kahve veya çay ve kahvaltı listesinden bir çesit yiyecek.
Öğle ve akşam yemeği: Karışık salata veya patatessiz bir çorba.
Yağsız et, tavuk, balık, kahvaltıda yenmemişse yumurta, yeşil sebze yenilebilir.
Sabah kahvaltısı listesinden 1 çesit ya da muhallebi.
1 dilim kepek ekmeği veya sadece haftada 1 kere az pilav, mercimek, haşlanmış patates yiyebilirsiniz.
Tavsiyeler: Kızarmış ve beyaz şekerli besinlerden uzak durun. Spor yapın, özellikle uzun ve hızlı yürüyüş.

Aşağıdaki mineralleri bol bol almaya özen gösterin:
Çinko: Deniz ürünleri, süt, sarmısak, bezelye.
Bakır: Tavuk, yumurta, kabuklu deniz mahsulleri, mantar, pırasa, sarmısak, bezelye, limon, armut, avokado.
Selenyum: Et, balık, yumurta, ıspanak, mantar, pırasa.
C Vitamini: Maydonoz, kivi, portakal, limon, çilek.
E vitamini: Kırmızı biber, lahana, rezene.

2. Tipin tedavisi: En çok görülen selülit tipi. Temel bir lenf ve kan dolaşımı sisteminden kaynaklanıyor. Bacaklarda kramplar, örümcek ağı gibi kılcal damarlar, morartılar görülüyor. Vücut sürekli su topluyor. Stres ve hormon değişiklikleri, durumu daha da kötüleştiriyor.

Beslenme: Selülitlerden kurtulmak için diyet yapmayin; faydasi olmaz. Az tuz ve az sekerli maddeler yiyin. Bol bol üzüm, portakal, greyfurt, karnabahar yiyin, C ve E vitamini alın. Azar azar, bol su için.
Spor: Yürüyüş, yüzme, golf ve bisiklet gibi sporlar yapın ama tenis ve hızlı aerobik yapmayın.
Tedavi: Lenflerin boşaltılması, bitki özleriyle tedavi, masaj ve kremlerle kan dolaşımını düzeltilmesi, mezoterapi, hormonların kontrol edilmesi ve düzenlenmesi.

Tavsiyeler: Çorapla ve yüksek ökçeli ayakkabı giymeyin, bacak bacak üzerine atmayın, alkol ve sigaradan uzak durun.

3. Tipin tedavisi: Çok kilolu degilseniz diyet yapmanin yarari olmaz.

Beslenme:Vücudunuza bol miktarda amino asit, kolajen ve yeni deri altı lifleri sağlayacak protein gerekli. Et, balık ve tavuk yiyin. C ve E vitaminleri, karoten, çinko ve selenyum alın. Her gün bol bol su için. Deri ve kaslarınızı kuvvetlendirecek her tür sporu yapın.
Tedavi: Uzmanların hazırlayacağı özel mezoterapi kokteyli, özel kremli masaj.

Yazı kategorisi: diyet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Sporla ilgili 6 gerçek

Yazan: diyetler Kasım 6, 2008

1. Esneme hareketi sırasında sallanılmaz!

Yanlış: Son yapılan araştırmalara göre esneme sırasında sallanmak zararlı değil. Çünkü küçük küçük yaylanma hareketleri bağdokulardaki kan akışının azalmamasını sağlıyor. Ki bu düz bir esnemeyle çok mümkün olabilir. Düzgün bir kanlanma kasların yumuşamasına da yardımcı olur ve dinlenmeyi sağlar. Ancak esnemenin bitiminde yapılan mini hareketler çok milimetrik çalışmalardır. Görünür biçimde sallanan birisi bu konuda abartıyor anlamına gelir!

2. Yürüyüşle kilo verilir

Doğru: Egzersizi unutan bir vücut yağ yakmayı da unutmuş demektir! Basen ve üst bacak bölgesinden zayıflamak istiyorsanız, bu bölgeyi mutlaka çalıştırmalısınız. Bunun için uygun adımla, çok hızlı yapılmayan yürüyüş idealdir. Yağ yakımını harekete geçirmek için haftada 2 veya 3 kez olmak üzere en az 20-40 dakika süren bir yürüyüş yapılmalıdır. Ancak bu tempoda yağ yakımını sağlamak için bu yürüyüşlere aralıksz en az 3 ay devam etmelisiniz.

3. Haftada bir spor çok az

Hiç yapmamaktan iyidir!: Eğer zamanınız yoksa kendinizi iyi hissetmek için spora da az vakit ayırmanız doğal. Spor sırasında kalp ve kan dolaşımı harekete geçer, kaslar çalışır ve kalori yakılır. Bu yüzden hiç yapmamaktansa haftada bir gün bile spor yapıyor olmak faydalı. Ayrıca gündelik hayatınız icindeki bazı rutin eylemlerinizi küçük çalışmalara çevirebilirsiniz. Mesela asansöre çıkmak yerine merdiven çıkın veya bazı mesafelerde eğer mümkünse arabaya binmek yerine bisiklete binmeyi tercih edin.

4. Aletli çalışırken öncesinde esnemek şart!

Hayır!: Çünkü büyük gerilmeler sonucunda kaslar gücünü kaybediyor. Bu yüzden de pek çok aletle çalışırken harcayarak enerjiden olursunuz. İyisi mi başlamadan önce sadece 10 dakika bisiklet çevirin yeter!

5. Isınmak şart!

Duruma göre değişir!: Isınma hareketleri sırasında kaslar oksijene ihtiyaç duyar ve buna göre de yeni egzersize hazırlanır. Bu durumu hazırlamak için yüzücüler, serbest bisikletçiler 20 dakikalık bir yavaş başlangıç yaparlar. Ancak bazı sporlar vardır ki yüksek enerjiyle başlamak gerekir ve bunlarda sakatlanmaları önlemek için özel bir ısınma programı uygulamak önemlidir. Örneğin voleybol, tenis, kayak gibi sporlarda, başlamadan önce ısınmak çok önemlidir.

6. Spor, selülite iyi gelir

Bazen: Fitness uzmanlarına göre bu yalnızca doğru hareketi yaptığınız zaman işe yarar! Koşu, ip atlamak, aerobik gibi çok sert sporlar bağ dokusunda hep aynı harekete sebep olur ve dolayısıyla selüliti güçlendirebilir. Ancak bunların aksine yürümek, bisiklete binmek gibi sporlar selülite iyi geliyor. Özellikle su jimnastiği selülite birebir. Çünkü suyun içindeki hareketler masaj etkisi yapıyor.

Yazı kategorisi: diyet | Leave a Comment »

Diyetten Sonra Kilo Almak

Yazan: diyetler Kasım 6, 2008

Bir kere şarlatan bir diyet uyguladıysa, yani çok düşük kalorili rejimlerle hızlı kilo kaybı söz konusuysa burada verdikleri kilonun 2/3’ü yağsız vücut kitlesi yani yağsız su kaybıdır. Bu şekilde verilen kilolar çok çabucak geri dönecek, geri döndüğü zaman aynı kiloya gelmelerine rağmen yağ yüzdeleri artacak. Yani sadece diyet vücudun ihtiyacı kadar da olmasına rağmen eğer aerobik ve kassal dayanıklılık çalışması yapmadıysa, yine bu kilolar belirli bir süre sonunda ilki kadar olmamasına rağmen yavaş, geri dönecek. Yani sadece beslenme değil, bununla beraber fiziksel hareketliliği arttırarak egzersizi de yaşantılarına soktukları zaman bu sorun ortadan kaldırılacak. Her şeyden önce yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine bağlı olarak, vücudun ihtiyacı kadar yerlerse, egzersiz ve fiziksel hareketi devreye soktukları zaman asla kilolar geri dönmeyecek. Yani sizin için vücudunuzun 2000 kalori ihtiyacı varsa düşürmeyin. 2000 kaloriyi verin yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine bağlı olarak, egzersizi ve fiziksel hareketliliği ön plana çıkararak yavaş verin ;ama kalıcı verin. Bu şekilde kilolarınız asla geri dönmesin.

Yazı kategorisi: diyet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | Leave a Comment »